16 Mayıs 2014 Cuma

Soma...Soma...İçimiz yangın yeri...





Beni bilirsniz sadece yemek tarifi vermem...Sosyal olan herşey benide ilgilendirir ve burda yazarım...Ben o gün çalışıyordum bütüngün kurabiye süsledim ve radyo açıktı ama tv deki raoyo yani yayın yapan bir dj yoktu.Eşim geldi daha akşam yemeğini bitirmemiştim onun yanında hazırladım hatta o gün ekşi maya ile ekmeğimi yaptım nasıl sevinçliydim hem ilk denememde harika bir ekmek yaptım diye hemde son yaptığım kurabiyeler çok güzel olmuştu elim iyice gelişti doğru bir tarif ve iyi puf noktaları ile artık istediğim gibi oluyorlardı...İlerleyen günlerde hepsini paylaşacağım...Ama şimdi YAS tayız...Herneyse yemeğimizi yedik ama hala tv açılmadı evde salona geçtik saat 9.30 olmuştu bir kanalda film vardı...dizim başladı dedim Kurt Seyit ve Şurayı açalım...Herzamanki gibi koltuğa uzandım sonra ilk reklamda elime telefonumu aldım.Ben bütüngün çalışınca instagrama bakamadım o gün bir yandanda bakayım dedim millet ne yapmış son paylaşımlar...pasta, kurabiye,yemek,çanta ayakkabı manzara.....bilirsiniz Ayşe Yamanı çok severim.Hatta hocam olur,bir resim paylaşmış bu kursun son çiçeği demişti...altınada biri yorum yapmış Soma dan haberiniz yok diye...Anlamadım...inanın ne demek istediğini yorum yapanın...sonra başka bir fotoğraf...ve yine benzer yorumlar ve bazı takip ettiğim kişilerin sayfalarında...

Bu resim var...Eşime dedimki Somada bir şey olmuş hemen bir haber kanalı aç hatta Halk tv yi aç...ve felaketi, gördüğüm manzaralar okuduklarım ölü sayısı,yaralı çıkanlar ambulans sesleri, çığlıklar ve haykırışlar büyük bir kaos...Saatler geçtikçe, madenciler konuştukça, yangının neden olduğu içerde nekadar insan var daha kurtarılamayan öğrendikçe artık tüylerim diken oldu ağladım ağlamak zaten basit kalır bu acının karşısında...Aldığım nefesten utandım..Orda bir kardeşim vardı belki o an kurtarılmayı bekleyen zehirlenip sesini duyuramayan...Karbonmonoksit zehirlenmesinde ilk 10 dakikadan sonra insanın yaptıkları dedikleri mantıksızlaşırmış hareketleri yavaşlarmış...İçim yanıyordu ve ben burda hiç bir şey yapamıyordum...Sabah 3 e kadar oturdum sayı hiç değişmedi ilk kurtulanların haricinde onlarda zaten yeni vardiyaya gelen Madencilermiş...


İlk kurtulanlar ağladılar haykıra haykıra içeride kardeşim var yeğenim var arkadaşım var....Hele biri beni bırakın Mahmut abiyi kurtarın onun karısı hamile.... demedi mi....Allahım bizim bir yanımız bu kadar iyiyken neden bir yanımız acımasız vicdansız bencil sadece kendini ve cebini düşünen insan müsvettesi...
Bilmiyorum bu haykırışları yapan kişinin dediği Mahmut abiside kurtulmuş...Evet çok sevindim ya diğerleri...
Ne hikayeler vardı 3 gündür okuduğum duyduğum gördüğüm resimlerde...Biri haykırıyor 10 ay oldu evleneli eşim içerde İzmitten gelin gelmiş sevdiceğiyle bir yuva kurmuş,Bir kız babasının mezarı başında ağlıyor(onun fotoğrafıda var ama burda kullanmak istemedim o fotoğrafı) gazeteci soruyor babanmı...evet hem babam hem dayım öldü...Hele onun babası haftaya oğlunun sünnetini yapacakmış davetiyede dağıtıyormuş bir yandan...
Bir madenci emekli olmuş ama kızı evlenecekmiş ve çeyizi daha iyi olsun diye tekrar dönmüş...Dün akşam bir kadın ağlıyor eşim yok ne hastanede nede ölenlerde...2.5 aylık evliyim ve 1.5 aylık hamileyim..Sunucu dayanamıyor ağlıyor...Kadın bayılacak oturtuyorlar hemen, elinde düğün resimleri...ve bunun gibi insanın içini acıtan ne hikayeler.
Gece çok uzun içeriden hep iyi haberler bekleniyor...ama yok ertesi sabah...bir madenci çıkarılıyor...direnmiş beklemiş çok kuvvetli Allahım yardım etmiş ona ve sabah ambulansa binerken hemşireye sorduğu soru içimizi dağladı ''Çizmelerim kirli sedye kirlenecek çıkarayımmı?'' Bütün sanatçılar paylaştı ve duyarlı gazete ve tv ler...Hayır kardeşim sana bu kadar az para vererek senin can güvenliğini hiçe sayıp bir yaşam odası bile bulundurmayan o işletme sahipleri patronlar,denetçiler,idareciler ve bakanlar kirli...Sen kirli değilsin...Evet o madenci Murat Yılmaz Ağrıdan gelmiş buraya biraderi ile birlikte çalışmaya 12 yıl önce evlenmiş ve 1 kızı olmuş...O bir kahraman saatler sonra çıkan yangın yerinden...


Ben en çok bu tedbirsizliğe kızıyorum...Bile bile insan öldürmeye aman ne olacak bişey olmaz denmelere yada banane bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın denmelere,Adam sende lere...Nasıl bir B planı olmaz nasıl bir yaşam odası olmaz.Türkiye'de 4 yerde varmış.Yaşam odasının amacı bir felekat halinde yada bir göçükte orda 50 saat kalabilmeyi sağlarmış...Neden yok neden şart değil...Bugün işletmenin müdürü diyorki...ben böyle bir durumda kaçarım ne yapayım yaşam alanını ...Kardeşim ya kaçamazssan neden kaçıp kaos yaratıyorsun ...sen her ay tatbikat yapılıyor Madenciler ne yapacağını biliyorlar diyorsun ...sen bir yaşam odası yaptıtrrsaydın Patronuna onlara tatbikatta kaos ortamı yaratmadan herkes buraya gelecek ve burda kalacak ve çözüm üreteceğiz deseydin ölürmüydü bu kadar çok iş arkadaşım dediğin madenciler...Pisi pisine öldürdünüz iste gözgöre...Çok siyasete girmiycem onları facebookta ve instagramda paylaştım...Umarım suçlular cezalarını bulur.




Lütfen bu insanları unutmayalım arkadaşlar.Çok düşük maaşlarla çalıştırırıp karın tokluğuna kazma kurek sallayan içeride nefes almanın çok zor olduğu ve şartların çok çok kötü olduğu yerde çalışmaya zorlanan insanların garibanlıklarından fakirliklerinden yararlanılan Madenci bunlar...

Fakirliğinden UTANMA kardeşim seni bu duruma sokan seni banka kredileriyle daha da fakirleştiren senin sırtından kazanan hatta ortada dolaşan hırsızlar ve rüşvetçiler bir saat için devletin işlerini yaptıranlar UTANSIN.
Ben 10 yıl yaşadım Çaycuma Zonguldakta...Bilirim maden işinin zorluğunu kömür karasını...Madenleri  ve madencileri...ve eşlerini çocuklarını.Eski ev sahibim maden işçisi emeklisiydi, gerçi o Almanya'da emekli olmuş ama Çaycumada başlamış ilk işe...Sonra en son oturduğum evde karşı apartman komşularım biri madenciydi biride 3 yıl önce olan Grizu patlamasında Karadonda yeğenini kaybetti 2 ay çıkmadı cesedi ordan yalvardılar yakardılar...Seslerini duyurdularda aldılar naaşını bir mezarı oldu sonunda.Orda kaderidir insanın madende çalışmak başka iş yoktur çok gelir kapısı yoktur sigortası var diye çok iyide para kazanan sabah simit aldığım simitçi genç de madenci olmuştu.Neden dedim bak ne güzel para kazanıyorsun dışarıdasın, simitçilik yaparak köye ev bile yapmıştı ''Abla dedi evleneceğim karım sonra hamile kalacak bana sigorta lazım'' iyi dedim.Selametle sonra baktım yine bir gün sokakta bizim mahallede simit satıyor ne oldu dedim abla dedi belim bacağım tıtuldu rapor aldım...Sakatlandım yani anlıyacağın dedi...sonra bıraktı İstanbul'a gitti çalışmaya...Zonguldak'ta evet kaderidir bu meslek insanların ama ölümleri KADER OLAMAZ...
En kötüsüde yine3 şehit vermiştir Çaycuma son yaşanılan olayda ...Soma'ya çalışmaya giden işçilerde maalesef hayatını kaybetmiş.



Çaycuma'daki cenazeden...Toplu bir cenaze yapılmış...ayrı köylere gönderilmiş naaşları.Allah rahmet eylesin.Ailelerine sabır versin.
Soma'da yaşanılan bu olayda beni en çok da üzen bir olayda yakınlarını bir bilgisayar ekranından yada topluca oturup bir perdeden naaşların tespiti böyle bir şey varmı...Yada naaşların soğuk hava depolarında tutulması.Kazılan toplu mezarlar...


Artık sözün bittiği yerdeyim.Bu görüntüler herşeyi anlattı bana zavallılığımızı,organize olunamadığını,ölüye bile saygı duyulmadığını,Yaşarken saygı duymadınız bari ölünce duyun...Hızlı hızlı gömülmemeleri yeni kapanmış bir mezarın üstünden atlamaları...Gözümün asla unutmayacağı çirkin sahneler gördüm ekrandan kimbilir orda olsam kesin bir kaç kişinin yakasına yapışırdım...
Ve bundan sonra yapılacaklar umarın denilenler yapılır.Şirket sahibi ölen işçilerin çocuklarının kurulacak yardım fonundan eğitimlerini bu gelirle yapılacağı yada geride kalan ailelerin bir site gibi bir yer yapılıp orda oturmaları..bilmiyorum İstanbulda'ki ekibe söyledim bana proje üretin neler yapılabilir diye...Umuyorum umarım bari bunu yaparlar....Asla gidenlerin yeri doldurulamaz o çocuklara asla başkası baba olamaz...ama en azından bundan sonra hayatları garanti edilsin.Unutmasınlar unutulmasınlar...
En çok korktuğum bu üzerinden zaman geçilince unutulmaları...

Lütfen sizde unutmayın güvendiğiniz derneklere ve kuruluşlara bağış yapın. Ben dün akşam güvendiğim derneklere cep telefonumdan mesaj göndererek bağış yaptım...Ve şimdi diğerlerine bakacağım...

Kaderleri madencilik olup ama ölümleri Kader olmayan insanlar...Ben sağ çıkan Madencilere bundan sonra insanca yaşam diliyorum.Ölenlere Allah rahmet eylesin...Ailelere sabır kuvvet ve güç versin.Eşlere,anne,babalara ve yetimlere günahsız çocuklara...Unutulmasınlar...







2 Nisan 2014 Çarşamba

Gündem,çalışmak bir şeylere Yetişmek...


Günler hızlı hızlı koşuyor ve ben yetişemiyorum sanki arkasından bir istasyonda kaçan trene bakan ve umutsuzluğa kapılan biri gibiyim.Bir dahaki sefer ya var ya yok çaresiz bir hal.Aynı bu durumdayım.Evdeyim yetişmem gereken bir yer yer yok belki ama yetiştirmem gereken bir sürü iş var...Geçen gün, epey ara verdiğim ilk blog yazımı yazdıktan sonra eski yazılarımı okudum.İnanın okurken yoruldum.Ne hızlı bir hayatım varmış öyle.Bana boşuboşuna Elifinterazisi koşuşturmalar kraliçesi dememiş zamanında...Öyle hızlı bir koşudan sonra oturup kilo almam ağır ağır depresyona girmem bundanmış...
Şimdi hayatım belki evin içinde ama yapacak çok işim oluyor.Birde bunların yanında ev işleri...
Geçtiğimiz günlerde ben bir arkadaşımıza figür dersi verdim.Şimdi de bu işi ciddi ciddi düşünüyorum.Sipariş gelecek diye boşuna beklerken en azından birilerine hem yardım ederim hemde para kazanırım...Şimdi de bu işi meslek olarak düşünmeyen ev hanımları,öğretmenler,doktorlar,bankacılar,eczacılar kısacası...herkes verdiğim kursa gelebilir onun hazırlığı içindeyim.
Baska bir projede daha var ama tam bitmeden fotoğrafları paylaşmıyorum.Keçe çalışmaları devam en son bu bitti.
Bunlarda daha önce size tek tek bitmiş figürleri gösterdiklerim.Çok sevdiğimiz bir Ankaralı ailenin torunlarına yapıldı.





Deniz temasını çok sevdim ve 4 tane yaptım bu işten şimdi bu hafta 1 tane daha var ...yapılacak


Size ders verdiğimden bahsettim.Sitede bir komşumun yeğeni pastacılık yapıyormuş figür öğrenmek istiyormuş,arkadaşımda bana sorunca kabul ettim.Önce kendim bir kaç gün çalıştım ve sona öğrettim.Keyifli bir gün geçirdik.



ve öğrencimin yaptıkları

veyapılanlar 
Resim yazısı ekle
ve tariflere geçelim.
İlkolarak Avakadolu Portakallı Roka Salatası

Bu salatayı tesadüfen instagramda biri yediği avakadonun fotoğrafının altına bir izleyicisinin yaptığı yorumda gördüm ve müptelası oldum.Bazen sabah kahvaltısında sadece bunu yiyorum ve harika bir detoks ve alkali beslenme şekli.
Antalyaya gelip gittikçe avakadoyu yemeye başlamıştım.Hele yazbaşı bir balıkçının spesyali olan avakado salatasını yedikten sonra evde de çok yapıyorum.Burda pazarlarda marketlerde çok satılıyor hele dönemi ise çokda ucuz.Buara azaldı ve pahalandı.Ama yinede her cebe uygun olanı var.Mutlaka pazarda 1- 2 alıyorum.Eşim sayemde bir Antalyada buyuyen kişi olarak sevdi...işte tarif...
Avakadolu Portakallı Roka Salatası
1 tane avakadoolgunlaşmış olmalı
1 tane portakal
ve dilediğiniz kadar roka 
nar ekşisi,limon,zeytinyağı ve tuz
herşey doğranır karıştırılır.ve üstüne limon,nar ekşisi ve yağ tuz ilave edilir.
şimdi de son tarif.
Mantarlı Börek

Mantar soğan küçük küçük doğranılır ve sigara böreği gibi kesilmiş yufkalara sarılır ve yağda kızartılır.
Çok kısa bir tarif oldu ama hem zamanla yarışıyorum hemde bloğumda bir sorun var.Yazmamı fotoğraf yüklememi zorluyor.
şimdi son olarak oznurundünyası blog sahibi arkadaşımdan kızım için ısmarladağım bebek ve bize gönderdiği süpriz var.Mutlaka ya extra bir şey koyar yada bize süprizler yapar.Tanımadığım sevdiğim ender insanlardan.Buyaz artık yüzyüze tanışmak istiyoruz bakalım kısmet.

işte böyle görüşmek üzere...sevgiler

12 Mart 2014 Çarşamba

Üzgünüm...Ben insanım,Ben kadınım,Ben Anneyim


Bir çocuğun ölümüne sevinen insanlarla aynı havayı tenefüs ettiğim ve onlarla aynı ülkede yaşadığım için üzgünüm.Bloğumu siyasileştirmiycem ama üzüntümü de yaşarım herzamanki gibi burda üzüldüğüm her olayı zamansız kaybettiğimiz insanların resimlerini paylaştım.Ben bir insanım ve benim için bir çocuğun ölmesi masumca pisi  pisine yok olması.Bir ananın tüm çocuğu için hayallerinin yok olması önemli.Ben bir anneyim, 9 ay karnında taşıdığı,acılarla doğurdu ne zorluklarla büyüttüğü çocuğunun arkasından döktüğü gözyaşları benim de içimi deler geçer,söylediği sözler sarf ettiği kelimeler kulaklarımdan çıkmaz artık.
Biz ülkemiz için savaşan ideolejileri için ölen insanları hiç unutmadık.Unutmayacağız da.Ama bu çocuk iyi niyetin bana birşey olmazın kurbanı oldu.Yurdumun ilk defa bir bütün olup direnişe geçtiği Gezi olaylarında kahvaltı için ekmek almaya giderken ÖLDÜRÜLDÜ. Haklı bir isyanın,tepkinin maalesef kurbanı oldu.Ve de Unutulmayacak YÜZÜ OLDU.Berkin Elvan bu haykırışın Simgesi oldu.
Düşüncesizce orantısız kullanılan Güç ile.Silahın ellerinde olup kendilerini güçlü hissedip ama hiçbirşey olmayan polisleri kınıyorum.Ve katilleri ve onlara vur emri verenleride kınıyorum.Allah büyük çok inanıyorum ilahi adalet var.Hak var Hukuk var...Adalet var olmasını istiyorum.Umarım birinin vicdanı sızlar ve Evet ben öldürdüm içimi kemiriyor onu hergece rüyamda görüyorum ben suçluyum suçumu çekicem demesini bekliyorum.Demese de Allah bu kanı yerde bırakmaz...
Hayat bu kadar basit değil çocuk öldürmek bu kadar kolay değil.Onlarında çocukları var onun bir can nına bir şey olsa ne yapar...Acaba...
Evladı olan anlamaz demişti birileri...Evladımız var biz anladık.Acaba onlar ve o anladımı...
Ben insanım,Ben kadınım,Ben Anneyim
Ben anlarım halkın isyanını ne diyorlar neden sokağa dökülüyorlar bir kulak veririm, ben anlamam haykırışlarımız neden tepkilerimiz yerini bulmadı suçlular cezasını çekmiyor, ben ağlarım bu annenin feryadında gözünden dökülen yaşlarında...
 Ben insanım,Ben kadınım,Ben Anneyim
#BERKİN ELVAN ÖLÜMSÜZDÜR.
                                                 Seni unutmayacağız Kara gözlü ÇOCUK...

8 Mart 2014 Cumartesi

KADINLAR GÜNÜMÜZ KUTLU OLSUN...



                                                   
                                                     Bütün KADINLAR ÇİÇEKTİR.Bugüzel 
                                                             çiçeklerin hepsi size gelsin.              
                                                     8 Mart Dünya Kadınlar Gününüz Kutlu Olsun....


Herkeze Merhaba...Gözünüz yaşardı dime ben arayı pek soğutmadan yeni bir yazı yazıyorum...:)))Söz verdim kendime arkadaşlarıma Size...Gitmiycem bir yere.En son yazımdan sonra ben çok kötü HASTALANDIM...Hu nazarmı değdirdiniz bana yoksa:)))Eşimin Yengesi öyle yazmış facebook adresinden.Öyle güzel şeyler yapıyormuşum ki Nazar değmiş.Yok yenge dedim.Beni Antalya'nın havası çarptı.Bahar geldi güneşe aldanıp ince giyiniyorum bu yağmurda bişey olmaz diyorum yürüyüş yapıyorum sonrada üşütüyorum.Bu yıl ikinci hastalığım.Ama HAYATIMDA BÖYLE 2.DEFA HASTALANDIM...İlk evlendiğim yıllardada Çaycumada Acile gitmiştim.Bu hastalıkta da böyle.Etimin kemiğimin acıdığı vücuduma değen kıyafetlerin acıttığı,adım atamayacak bir durum yaşadım.Gündüz bir şeyim yoktu markete gittim,fatura yatırdım,görümcemi aradım Cuma günü yemeğe gelin dedim.Gayet iyiydim yani.Ne olduysa yemek yapıp akşamüstü olunca oldu.Eşim geldi yemeği zor yedim ve en yakın hastanede aldım soluğu.Doktor bir iğne yaptı ilaçlar derken...1 hafta kızımı okula gönderip ilacımı içip saat 14.00 de kadar uyudum bir kaç gün daha sonra ağrılarım halsizliğim geçti bir ses kısıklığı...Yok sesim çıkmıyor...Evdekilerde sessiz konuşunca Ben onlarda başladı sesiz konuşmaya kapıya kargocu geliyor oda sessiz.Güleyimmi ağlayımmı halime bilemedim...Bu haftada sesim açıldı ama felaket bir öksürük...Ne bal nede adaçayı kar etmedi.Nasıl bir virüsmüş.İlaçlar bile artık geçirmiyor bu hastalığı.Neyse uzatmayacağım.
Keçe çalışmalarıma çok ara verince şimdi 3 gündür sürekli hayvan modelleri kesip dikiyorum 2 iş birden çıkarıcam bitirincede paylaşırım maalesef yeni bir bitmiş iş yok:(((

                                           Ama bunlar var 2 tema var burda...
Evet lafı çook uzatmıycam.Sitede kahvaltı günüm var.Size Posttu erken saatte yazıyorum.Kızımı spor kursuna göndericem daha saçıma başıma bakıcam...Bir an önce tarifler gelsin.
Geçtiğimiz günlerde de blog arkadaşlarımı ağırladığımda da yaptığım ve onlarında beğendikleri Baklava yufkasından Ispanaklı Börek tarifini veriyorum ilk önce...

Baklava Yufkasından Ispanaklı Börek
1 paket baklava yufkası
1 paket krema
yeterince ıspanak
1 tane soğan
beyaz peynir
1 yumurta çok az sıvı yağ.
yapımı gayet kolay bir börek...Soğanı kavurun ıspanakları doğrayın ama soğanla kavurmayın onun sıcaklığı ile döndürün tavada ve içine peynir ufalayın.Bırakın soğusun.Baklava yufkalarının her üçte bir katına yada 2 katına krema ve yağ karışımını sürün..9 tane kat olunca Rulo yapın sarın ve resimdeki gibi kesin....Yufkalar bitene kadar işlemi tekrar edin..Üstüne kalan kremalı harçtan ve yumurta sarısı sürüp 200 derece de fırında pişirin.Ortaya Lezzetli çıtır çıtır bir börek çıkıyor benden söylemesi...
Yanına şimdide çok kolay bir salata..Çaycumaya ilk taşındığımda ki apartmanımda sürekli evcilik oynardık:)))bir ben alt komşulara bir onlar bana ...Ne yapalım...iş yok güç yok yapılacak bişey yok hava ya yağmurlu ya karlı...Evliliğim ilk günleri.Komşum yeni doğum yapmış sürekli ordayız...Buda acele ile yapılan bir patates salatası...Onlardan öğrendiğim.


Kolay Patates Salatası
Patatesi ya kabuklu yada kabuksuz haşlayın...Kıvırcık salataları doğrayın patatetesleri üstüne koyun mayonez sıkın kimyon ve tuz işte bukadar şöyle bir çevirin.Harika lezzetli bir salata...Habersiz misafire evde karnı acıkan kuzucuklara yada eşe en kolay salata tarifi....Daha ne olsun size bu kısacık arada 2 tarif birden verdim ve gidiyorum:))
Size geçen yıl bir sipariş pastamla ve bu yıl kızımın öğretmenlerine yaptığım Öğretmen ler günü pastalarını yayınlıyorum...Çiçekli ya tüm çiçekli şeyleri paylaşayım dedim günün anlam ve önemi için...
Daha çok paylaşıcak şey var ama zamanım yok haftaya hepsi gelir.Sevgiyle kalın....


Bu yılki pastam

sizlere gelsinn


26 Şubat 2014 Çarşamba

Kaldığımız Yerden Devam

Biliyorum coğunuz bana kızdı devam edemedim bloğa geri dönemedim.Ama inanın uyum sorunu yasadım.Sonbaharda yazın o hareketli günlerin ardından soğukların başlaması 6-9 gün süren Antalyanın yağmurlu günleri beni sıktı bunalttı evden dışarı cıkamaz oldum.Evde oturdukça oturdum.Elim ayağım kalkmadı,günlük işlerin dışında elimde telefonla sadece sosyal medya aglarını kullanarak bazı blog arkadaslarımla ve facedeki arkadaşlarımla haberleştim.Tam başlıyayım diyorum yine bir bahane...Hafif bir depresyon geciriyorum.Sabahları yürüryüş yaparak bunu azaltmaya çalışıyordum ama kısın başı burası çok soğudu onuda bırakmak zorunda kaldım.Kilo üstüne kilo aldım:(((( Çaycumadaki arkadaş grubumu günlerimi gezmelerimizi tozmalarımızı çok özledim.Aman ne yapayım günü ev gezmesin demiştim buraya gelince hergün dışarı çıkar hiçbir sey yapmasam önümdeki caddede bir tur atarım demiştim.Ama yukarıda bahsettiğim sebeplerden çok elzem bir şey yoksa hiç dışarı çıkmadım.Haftasonları ancak eşimle ve kızımla çıktım.Şubat tatiliyle biraz evden çıkmaya başladım.Umarım böyle devam eder.Çok kalabalık bir sitede ev bulmuştum hem burda çok müşterim olur hemde arkadaş edinirim diye.Ama ne hazırladığım pasta afişini asma girişiminde bulundum nede tan ıdıklarım 10 parmagı geçmedi 400 kadının içinde.Yazın havuzda tanıştıklarım,asansörde tanıştıklarım yürüyüşde tanıştığım arkadaşlar sayesinde pek arkadaş edinemedim.Oturduğum apartmanda asansörde bir hanımla tanışmıstım benim gibi ev hanımıydı(zaten arkadas olamamamın en buyuk nedenleri coğunun iş kadını olması) yazın burda yoktu benim gibi 2 ay yazlığa giden bir hanım,sonbaharda geldimi döndümü derken Aşure vermeye gittim ve kahve içmeye başladık,Beni çalışan ve ev hanımları birlikte yaptıkları kahvaltı gününe çağırdı şimdilik misafirim ama yinede bir kaç kişi ile tanışıp gün ortamını yaşıyorum onlarla.Çaycumadaki hayatımı yaşantımı özlüyorum alışacağım tabi sabırla bekliyorum.
Çok uzatmıyorum...Geçen hafta blogdan arkadaşlarımı davet ettim bir arkadaşım (birdilimdüş)son bir daha teyit etmediğim için halbuki ilk onunla konuştum ama oluyor böyle şeyler telefonda iletişim hatası diyelim diğer arkadaşımın da(salişpasta) çocuklarının hastalığı sebebiyle katılamadı.Gelen arkadaşlarımla (birkaselezzet,birtutamkekik,kekdekor) keyifli bir gün geçirdik.

Geldikleri için teşekkürler.Diğer blogcu arkadaşlarlada en kısa zamanda tanışmayı ümit ediyorum.
Bu hafta sıcağı sıcağına yaptığım bir yemeği paylaşıcam önce sizinle...

Zerdeçallı Tavuk Kanatlı Patatesli Kereviz Yemeği
Tavuk kanadı istege göre bağlı adeti
2 büyük patates,1 tane soğan
1 tane kereviz
1 çay kaşığı zerdeçal
zeytinyağ,tuz salça
Kerevizi soyduktan sonra ılık ve limonlu suda bekletin kokusunu ve gazını bıraksın.Yağda ilk önce tavuk kanatlarını pişirin ve bir tabağa alın,sonra soğanları soteleyin ve sırasıyla önce patatesleri,kerevizleri ve salçayı ilave edin.Zerdeçall ve tuzu ilave edip su ilave edin yeterince kısık ateşte pişirin.
Arkadaşlar ben buraya geldiğimden beri pek pasta siparişi alamadım evet yaptım pasta ama çoğu bize.Evde oturmaktan sıkılırken ben evde Öyküye aldığımda keçeleri çıkarıp ona bir kapı süsü yaptım.ve gerisi başladı....şimdi kendime bir uğraşda edindim ve siparişde alıyorum.Bana bu konuda destek veren Öznura çok teşekkür ederim.(Öznurundünyası) benım facebookta bir sayfam var sizden beğen yapmanızı ve takip etmenizi rica ediyorum o sayfada hepsi mevcut.Antalya'da Ayça Butik Pasta ve Kurabiye
Aslında sizinle paylaşıcak o kadar fotoğraf varki ama sanırım hepsi yetişmez.
Önce birkaç pasta

Bu pastayı Su dokuyu çok seven kayınvaldeme yaptım...
Bu kızımın öğretmenlerine...
Bu yıl Öykünün doğumgünü Çok kalabalık ve güzel oldu 1 ay uğraştım..


Cake popslar çok uğraştım çok yoruldum ama değdi
 Kurabiyeler ve kızlara süsler
Bu yıl ki temamız
Prenses Sofia


Prenses teması evde de bitmedi aile içinde ve komşumuzla tekrar doğumgünü


Evet şimde yeni işim Keçeler
ilk yaptığım kızıma

O ara eşimin kuzeninin bebeği oldu biz hala Muğlaya gidip bunu veremedik bebek oldu 5 aylık artık bununda önemi kalmadı yenisini yapıcam
Eşimin yazında diğer kuzeninin bebeği olmuştu hadi onada yaptım
Eva ve Keçe karışık
Arkadaşlarımıza oturmaya gidecektik hadi çocuklarada hediye yapayım

Onun adıda Öykü...
Ve tamamen ilk keçeden kapı süsüm ve bununla Bismillah dedim
Baktım yapabiliyorum kim tutar seni Ayça...
İlk siparişim bunları götürdüğümüz arkadaşımdan geldi görümcesi doğum yapacaktı ve bunu istedi
Benim kendime bile şaşırdığım durum ...ben tamamen elimle çiziyorunm kalıp yok ve elimle dikiyorum.
Ve ikinci siparişim hem siteden komsum hemde eşimin lise arkadaşının kayınvaldesi torununa bunu istedi
bende diğer torununa bizim arkadaşımızın çocuğuna bunu yaptım
Sonra hızımı alamadım
eşimin diğer kuzeninin çocuğuna benim kuzenimin çocuğuna

ve artık bu işler devam ediyor çokkkk zevk alıyorum şuan 2 siparişim var yapacağım hediyeler var.Depresyonumu bunlarla yendim bazen yemek yapmayı bile unutuyorum inanın.Başından kalakamıyorum tabii süreklide evde oturuyorum bakalım yaza kadar yapmak istiyorum 
bunlarda daha önce Öznurda gördüğüm toka kutularından etkilenerek yapıldı
bendeki şeker hamuru kovalarından...
 Bu ilk olan kızımın diş doktoruna
 Bu kızıma

Bu da bana temizliğe gelen yardımcımın kızına
İşte böyle...uzun bir kayıt oldu ama sıkılımazssınız umarım bol fotoğraf var.Hepinizi özledim ve şimdi sizlere geliyorum...